Hakkımızda

 

BİZ !

     İnsanın fiziksel görüntüsü ve buna neden olan beslenme şeklini sorgulaması yeni bir durum değil. M.Ö. 2500 yıllarında Babil’de bulunan taş tabletler, sağlıklı yaşam için beslenme bilgileri içermekte. Anlayacağımız insanlık var olduğu günden beri en doğru beslenme şeklinin formülünü arıyor. Arayışlar, değişken metotlar, kadının iş hayatına girmesi, endüstriyelleşme ve birçok nedenden eski alıştığımız tatlara ulaşmakta zorluk çekiyoruz. Bunun başlıca nedeni geleneksel ürünleri üretenlerin azalması, endüstrinin bu ürünleri üretmemesi, üretilenlerin pazara ulaşamaması.

     Tüm bu nedenlerden oluşan bir ”GELENEKSEL GIDA PAZARI”. Tüm dünya geleneksel, özel ürünlerini korumak için belli standartlar oluşturmaktadır. Coğrafi işaretleme, organik ürün gibi. Bu güzel gelişmelerin yanında ambalajından dolayı sırf geleneksel olduğuna inanılan ürünler, kirli çiftlik yumurtalarının köy yumurtası diye satılması, tulum peyniri diye pazarlarda hayvansal yağlı ürünlerin satılması, iyi formüle edilmiş glikozun nar ekşisi diye satılması ve benzer birçok örnek açık olan bu pazarı haksızca doldurmaktadır. Geleneksel değerlere sahip biri olarak, deneyimli bir gıda mühendisi olarak ve bir anne olarak doğru ürünlerin pazarda olmasını sağlamayı kendime bir misyon çizdim. Ayrıca mesleğimi icra ettiğim dönemlerde saha çalışmalarımda özellikle dağ köylerinde üretilen ürünlerin pazara ulaşamaması gibi kronik bir sorunun olması, üretimin artmasını engellemektedir. Köylü ürününü satamadığı için üretmemeyi seçmektedir. Yine toplumun diğer bir sorunu kırsaldaki kadının ürettiklerinin pazarlara ulaşamaması, üretmeyi hedefleyen kooperatiflerin ürünlerini satamaması. On sekiz yıllık iş becerimle ürettiklerim ve kır ürünleri, dünyanın bu günkü konjonktüründe oluşan geleneksel ürün pazarı Anatolia Lezzetleri adlı işletmeyi kurmama sebep olmuştur.

     Bir yanda açlık, beslenme yetersizlikleri ve gıda güvencesinde gelecek kaygısı diğer yanda israfın yaşandığı bir dönemde tarım yeniden gündeme geliyor ve gelecek kaygısı tartışılıyor. Dünyada giderek artan sağlıklı ve dengeli beslenme kaygısı geçmişe yeniden hızlı bir dönüş arayışını da beraberinde getiriyor. Dünya telaş içinde, çünkü gıda güvencesi ve gıda güvenliği alarm veriyor. İnsanlığın geleceği, gıda üretimi ve gıda güvencesi ve de tüm canlıların geleceği için tarım toprakları önemli bir doğal varlıktır, kaynaktır. Gelecek yüzyıllara toprağına sahip çıkan koruyan ülkeler daha güvenli bir ortamda geçeceklerdir.

     İşte bunun için aile çiftçiliğine önem veren ülkeler, bunu yaşatan ülkeler gıda güvencesi ve toprak-su kaynaklarının, biyolojik çeşitliliğin koruması açısından geleceğe daha güven içinde bakıyorlar. Dünyada baş döndürücü bir toprak ve gıda hareketliliği var. Herkes telaş içinde bir yerlerden toprak kapma, satın alma, işleme telaşında. Bu girişimler tarımın, gıdanın bugün ve gelecek için ne kadar önemli bir silah olduğunu gösteriyor. Ülkeler artık tarım topraklarına daha fazla önem veriyor, korumak için daha radikal çözümler arıyor. Bazen de az önce belirtildiği gibi başka ülkelerin toprağını satın alarak gelecek güvencesini inşa etmeye çalışıyor. Küresel iklim değişikliği, küresel neoliberal şirketler gittikçe daralan tarım alanları için ciddi sorunlar getiriyor. Susuzluk, kuraklık, geçim kaygısı taşıyan ve ekmek, iş bulma talebi içinde olan insanoğlu için karamsar bir tablo var ortada. Modern tarım ve mevcut gıda sistemi de artık dünya nüfusunu beslemekte yetersiz kalmaktadır. Çözüm su, toprak ve enerji kaynaklarını akılcı, sorumlu ve geleceğe de taşıyabilecek biçimde kullanmaktan geçiyor.

     Tüm bunlar yaşanırken hatırı sayılır bir kitle de geleneksel ürünleri tüketme konusunda davranış geliştirmiştir. Bu ihtiyaçlarını ya kırsalda yaşayan ailelerinden, yakınlarından ya da bunları satan işletmelerden karşılamaktadırlar. İnsanlar yerinden yöresel ürünlere, ya da geleneksel metotlara uygun ürünlere kolaylıkla erişememektedir. Tüm dünyada ve ülkemizde gıda sektöründe ciddi bir pazar oluşturmaya başlamıştır.

     Bu bağlamda geleneksel fermantasyon yöntemi ile doğal sirke üretimine başladık. Tarımda birincil ürün olarak üretilen sebze ve meyveleri hammadde olarak kullanarak değer yaratıyoruz. Yaptığımız pazar çalışmalarında sirke, bir çeşni olarak değil daha çok gıdalarda koruyucu ve sağlığımıza şifa olarak kullanılıyor. Bu durum  güvenilir gıda üretme anlamında misyonumuzu çizmiştir.

     Bugün sizlere ambalajlanmış ve dökme ürün sunma konusunda dört çeşit ürünle hizmet vermekteyiz. Ürün geliştirme çalışmalarımız sayesinde her geçen gün ürün listemize yeni ürünleri eklemeyi hedefliyoruz.
 

“Anatolia Lezzetleri’nin  elinden Doğanın İksiri”

Vizyonumuz; Türkiye’de sirke sektöründe lider olmak.

Misyonumuz; Gıda sektöründe, geleneksel üretimle yenilikçi modeli birleştirip güvenilir gıdayı tüketiciye sunmak ana misyonumuzdur.